Bir Masumiyet Anı (Nun Va Goldoon)


Yapımı: 1996- İran, Fransa
Süre: 88 dk
Yönetmen:

Daha önce yorumladığım Hush! Girls Don't Scream filminden sonra İran sinemasına ciddi bir şekilde kafayı takmış durumdayım. Yorumu okumak için filmin adına tıklayabilirsiniz. Bir an evvel sizlerle paylaşmak istediğim iki İran yapımından biri de ''Bir Masumiyet Anı'' oldu. İran filmleri oldukça durağan hatta bazen can sıkıcı hissettirse de dikkatle izlenilmesi gereken filmler arasında. Çünkü içinde çok önemli mesajlar barındırıyor. Anladığım kadarıyla bu İran sinemasının tarzı. Bu filmde de yine aynı şekilde mevzu derin...

Filmin içinde film çekildiği için bazı sahnelerde kafa karışıklığı yaşamak normal. Ama şöyle bir durdurup düşündüğünüzde ne yapılmaya çalışıldığını anlıyorsunuz. Konusu ise şöyle:

İran Devrimi'nin yaşandığı dönemlerde Şah'ın koruması olan bir polis görevi esnasında kendisini bıçaklayan kişiyle bundan tam 20 yıl sonra bir araya gelip yaşananların filmini çekiyor. Polisi bıçaklayan kişi ise yönetmen. Polis kendi gençliğini oynayacak gence kendi gözüyle olanları anlatırken, Yönetmen de aynı şekilde olayları kendi perspektifinden gençliğini oynayacak oyuncuya aktarıyor. Polisin bıçaklanmasına sebep olan ise aslında bir kıza duyduğu masumca aşkı... Çekim esnasında ise olayın farklı boyutları gün yüzüne çıkıyor.

Film devrim gençliğiyle dönemin gençliğinin duygusal ve politik anlamda ne kadar değiştiğini gözler önüne sermektedir. İki jenerasyon arasındaki sosyolojik değişiklikler bazı sahnelerde insanı şaşırtıyor. Bu açıdan da benim için umut verici bir yapım oldu. Final sahnesi ise bir harika! Filmin tüm durağanlığını alıp götürüyor o sahne. Gençlikle ilgili umut verici bulduğum her şey o sahnede toplanmış adeta. Üstelik sahnede sadece 2-3 cümleyi geçmeyen ve tekrarlanan sözler vardı. Bence siz bir koşu izleyip gelin, o sahneyi ayrıca istişare edelim. Ne dersiniz?

Spoiler içerir!!!
İzleyenler ve izleyip yeniden ziyarete gelecekler için bu kısmı yazmadan edemezdim. Filmde kullanılan iki obje. Ekmek ve çiçek... Manidar değil mi? Çiçeğin donmaması için bir kadının onu alıp fırın ateşinin yanına koyması... Aynı fırından çıkan ekmek... Dünyayı ekmek ve çiçek ile kurtarmayı hayal eden bir gençlik...

-Seni seviyor mu?
-Evet.

-Söyledi mi peki?
-Yok.

-Nerden biliyorsun?
-Her seferinde kitaplarımı geri verirken içine çiçek koyuyor.

-Hepsini okuyor mu?
-Elbette okuyor!

-Öyle mi? Sordun mu ona?
-Önemli yerlerin altını çizdiğini görebiliyorum.

-O da insanlığı kurtarmak istiyor mu?
-Evet.

-Nereden biliyorsun?
-Altını çizdiği cümlelerden...






8 yorum:

  1. Güzel bir filme benziyor, elinize sağlık..

    YanıtlaSil
  2. İran sinemasını çok seviyorum kardeşim. Bu filmleri izleyince anlıyorum şiirin anadilinin neden farsça olduğunu...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle öyle. Sanat, edebiyat kokuyor...

      Sil
  3. bu filmi hala izleyemedik en çokta paylaştığın replik için izlemek istiyorum :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bir an evvel izlemelisiniz. :) Yorumlarınızı bekliyorum

      Sil
  4. O nasıl bir repliktir." Hush!..." filmi gibi izlediğim diğer İran filmlerini hep beğenmişimdir.Bu filmi de not ettim kenara.Bloğunu yeni keşfetim,çok güzel yorumluyorsun,emeğine sağlık:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoş geldin Mavera iyi ki geldin :) Çok anlamlı bir film gerçekten. Hush! ise unutulmaz... Teşekkür ederim. Sevgiler...

      Sil

Blogger tarafından desteklenmektedir.