Afrikalı Leo-Amin Maalouf


Merhaba

Sonunda blog yazımı paylaşabildim. Birikti yazacaklarım, söyleyeceklerim... Yoğun bir döneme girmişsem buralar arada boş kalabilir ama ömrüm yettiğince sizlerle olacağım inşallah. 😊

Laptop onarıma gidip sınavlar üst üste gelince birikti tabi kitap yorumlarım. Onlardan biri Amin Maalouf'un ''Afrikalı Leo'' adlı romanıydı. Yazarın ilk romanıymış Afrikalı Leo. Semerkant'ı okumadan önce bunu okumuş olmam güzel oldu. Bakalım yazarın gelişimi nasıl olmuş?

Granada kitabı, Fas kitabı, Kahire kitabı, Roma kitabı olmak üzere dört bölümden oluşan roman, Hasan adında bir Endülüslü'nün doğudan batıya dek uzanan hayatının 40 yaşına kadar olan evresini tüm ayrıntılarıyla anlatıyor ve Hasan'ın aşklarına, dostluklarına, konuştuğu dillere, yaşadığı yerlere, öğrendiği dillere tanık oluyoruz.

Doğu'ya ışık tutan yazarımız başarılı bir roman kaleme almış ve kısmen de olsa bu bölgelerin geçmişine dair fikirlerimizin oluşmasına katkı sağlamış diyebilirim. İlk kitabı olmasına rağmen oldukça başarılı bir kurgu. Merakla okudum ve koca bir seyahate çıkmış oldum. 

  "Ben, Hasan, tartıcıbaşı Muhammed'in oğlu, ben Giovanni Leone de Medici; bir berberin sünnet ettiği, bir papazın vaftiz ettiği ben. Şimdi Afrikalı diye anılıyorum, ama Afrikalı değilim. Bana Granadalı, Faslı, Zeyyadlı da derler ama ben hiçbir ülkeden, kentten ya da boydan değilim. Yolların oğluyum ben, ülkem kervan, yaşamımsa yolculukların en beklenmedik olanı."

Özellikle Endülüs devletinin yıkılışı ve insanlarının yaşadığı sorunların anlatıldığı bölümleri ilgiyle okudum. Tarihe ışık tutan romanları eleştirel bir şekilde okuyup akademik kaynaklarla destekleyince edindiğimiz bilgiler oldukça kalıcı oluyor. Tarihten sıkılanlar için güzel bir öğrenme yöntemi olabilir. 

Bir eleştirim ise şu: Yapı Kredi Yayınları romanı İngilizce'den Türkçe'ye çevirmiş. Haliyle okurken bazı tuhaflıklar, olmamışlıklar sezdim. Daha evvel hiç duymadığım, manasız kelimelerle karşılaştım. Türkçe'yi saflaştıracağız diye Türkçemizden vazgeçmeyelim bence.

Bir toplum en güçsüz bireyini yalnız bıraktığı anda dağılmaya başlar.

Bir insan piramitlerin yakınındaki bir kulübede mutluluğu bulabilmişse, niye bir sarayın düşlerini kurar.

 Ulu Tanrı'nın bir insana verebileceği en büyük armağan, onların kervanların gelip geçtiği dağlarda doğmasını sağlamaktır. Kervan yolu bilgi ve zenginlik getirir. Dağlarsa koruma ve özgürlük sağlar. Siz kent insanları için altın ve kitap kolay ulaşabileceğiniz yerlerdedir ama önlerinde boyun eğdiğiniz sultanlar da vardır... 
  Bir kez daha oğlum, bütün gezilerimin tanığı olan ve şimdi de seni ilk kez yabana götüren bu denizin kıyısında yeniden doğuyorum. Sen Roma'da "Afrikalı'nın oğlu"ydun; Afrika'da "Rumi'nin oğlu" olacaksın. Nereye gidersen git, birileri sana derinin rengini ve dualarını soracak. Onların itkilerini hoşnut etmekten uzak dur! Oğlum, çoğunluk önünde boyun eğmekten kaçın! İster Müslüman, ister Hristiyan, ister Yahudi olsunlar, seni olduğun gibi kabul etmeliler ya da seni yitirmeyi göze almalılar. İnsanların görüşünü dar bulduğun zaman Tanrı'nın ülkesinin çok geniş olduğunu söyle; O'nun elleri çok geniştir, O'nun yüreği de çok geniştir. Uzaklara gitmek, denizler, sınırlar, ülkeler, inançlar aşmak fırsatı çıktığı zaman hiç duraksama.


Keyifli Okumalar...



10 yorum:

  1. Kitabın konusu bir yerden tanıdık geliyor ama nereden çıkaramadım :) Benzer yerlerde geçen bir kitap okumuştum sanırım. Birde hatırlaya bilsem. :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bilemedim ki :) Bu tarz konuda kitaplar vardır elbette ama bu bir ayrı. :)

      Sil
  2. Uzun yıllar önce okumuştum. Beni iflah olmas bir Amin Maalouf hayranı yapmıştı. Bir kez daha mı okusam acaba ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Okuyun bence. En sevdiğim şeydir yıllar öncesinde okuduğum kitaplara dönmek. Bakalım alacağınız lezzet aynı olacak mı? :)

      Sil
  3. Semerkantı ben de okumak istiyorum ama güzel yorumunla birlikte yazarın bu kitabını da merak ettim ve okuyacaklar listeme ekledim. Yorum için teşekkürler.

    YanıtlaSil
  4. Ben de dün bitirdim bu kitabı. Kadın erkek ilişkisi anlamındaki yaşam tarzı ve bazı sözler beni çok sinirlendirse de o dönemde insan düşünceleri bu şekildeydi dedim ve kendimi sakinleştirdim. :) Bunun dışında Afrika gibi fazla kaynağın olmadığı bir bölge için hem tarih hem de kültürü bir araya getiren, gezi yazısı tarzında kaleme alınmış bu kitabı çok sevdim. :) Diğer kitaplarını da okumak istiyorum. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet İrem. Sana katılıyorum. O hususlar beni de çok rahatsız etti ama böylece o dönemden bu döneme çok da bir şey değişmediğini düşünmüş oldum. Bugün farklı şekillerle de olsa kadına bakış aynı cahiliyetten doğuyor. Kendimi sık sık kadın karakterlerin yerine koydum okurken. Yorumun için çok teşekkür ederim. :)

      Sil
  5. güzelmiş okumalı:) keyifli okumalar

    YanıtlaSil