Ermiş-Halil Cibran



Merhaba

Halil Cibran'ın en ünlü eseri ''Ermiş'' in yorumuyla sizlerleyim. 

Sayfa sayısı 56 olan bu kısacık eser tabii ki bir çırpıda bitebilir. Ancak düşünerek, sindirerek okunması gerektiğini düşünüyorum.

Ben kitabı e-kitap olarak okudum. Okuduğum uygulamada, kitabın çok uzun bir kısmı Halil Cibran'ın hayat hikayesini anlatıyordu. Önce o kısmı atlamayı düşündüm. Sonra ne kadar uzun olduğunu görünce okumaya değer olduğunu düşünerek tamamladım. İyi ki de okumuşum. Yazdıklarını anlamak adına yazarların hayatına ufak bile olsa bir bakış atmak gerekiyor bence...

Halil Cibran, Lübnan'lı ve Maruni mezhebine mensup bir Hristiyandır. Hayatının büyük bir çoğunluğunu Amerika'da geçirmiş ancak dünyanın birçok bölgesinde de ikamet etmiştir. Anladığım kadarıyla babası ile fikri çatışması, aile üyelerini kısa zamanda kaybetmesi ve yaşadığı kültür karmaşası Cibran'da ciddi psikolojik sorunlar yaratmış. İngilizce ve Arapça yazma konusunda uzun zaman problemler yaşamış ve bu konuda yardım almış. Hayatının en büyük amacı Suriye'nin Osmanlı İmparatorluğu karşısında bağımsızlığını elde etmesi için çalışmak olmuş. Çalkantılarla dolu özel hayatı da eserlerine oldukça yansımış.

Cibran, Ermiş için ''Kariyerimin ilk kitabı, benim asıl kitabım, olgun meyvem.'' diyor.

El Mustafa adındaki bir adam, 12 yıl boyunca kalmış olduğu Orafles adlı şehirden ayrılmak zorundadır. Öyle sevilmektedir ki gitmeden evvel herkes son bir kez onu dinlemek ister. Bu adam aşka, evliliğe, çocuklara, almaya, vermeye, yemeye, içmeye, sevinç ve kedere, özgürlüğe, iyiliğe, kötülüğe, güzelliğe, ölüme, yaşama dair ve daha birçok konuda fikirlerini anlatır. 

Bazen cümleleri defalarca okudum, düşündüm, sorguladım. Bazı satırlara yürekten katıldım, bazılarını ise eleştirdim. Bitirdiğimde ise her insanın hayata dair bir motto edinebileceği kitaplardan biri olduğunu düşündüm. Felsefi derinlikli, güzel bir eserdi...

Kitabın İngilizce adı ''The Prophet''. Dolayısıyla Ermiş'in bir peygamber olma ihtimali konuşuluyor ancak ben okurken bunu pek de önemsemedim. Benim için mühim olan kitaptan aldığım lezzet ve kitabın verdiği mesajlardı. 

Okunması çok kolay olan kitaplardan biri Ermiş. Yazar, dille ilgili yaşadığı problemlerden dolayı mı yoksa üslubu mu böyledir bilemiyorum ama oldukça sade bir eser kaleme almış. Tekrar söylüyorum bütün bölümleri benimsediğimi söyleyemem fakat beğendiğim kısımları sizlerle paylaşmak isterim.

Altını Çizdiğim Cümleler

Tutkunuz, kanatlanmış bir yürekle sabaha gözlerinizi açıp sevgi dolu bir güne başlayabiliyor oluşa teşekkür etmek olsun.

Oysa uyanmışlığım en derin düştür benim.

Kimileri pek çok mülk sahibi oldukları halde ancak pek azına kıyıp da verebilirler. Üstelik bunları da sadece gösteriş olsun diye verirler. Oysa bu içten pazarlıklı veriş, verdiklerinde bereket bırakmaz. Kimileri de ellerinde pek az olmasına karşın çıkarır, her şeyini verirler. Onlar hayata ve hayatın lütfuna inananlardır ve onların sandığı asla boş kalmaz.

Zira mallarınız, yarın onlara ihtiyacınız olur kaygısıyla sakladığınız ve koruduğunuz şeylerden başka nedir ki?

Su kaynaklarınız doluyken, susuz kalırsam diye korkulara kapılmak en giderilmeyecek susuzluk değil de nedir?

Hep yan yana olun ama birbirinize fazla sokulmayın. Çünkü tapınağı taşıyan sütunlar da birbirinden ayrıdır. Çünkü bir selvi ile bir meşe birbirinin gölgesinde yetişmez.

İstendiği zaman vermek iyidir, ancak ihtiyaç içinde olanın durumunu fark edip istemeden vermek daha hayırlıdır.

Sevgiyle dolu olarak çalışmak nedir? Bir de bu var. Dokuduğunuz kumaşı, sanki yalnız en sevdiğiniz kimse giyecekmişçesine yüreğinizden çektiğiniz ipliklerle dokuyabilmek, kurduğunuz yapıyı, sanki içinde yalnız en sevdiğiniz yaşayacakmışçasına özenle ve sevgiyle kurabilmek. Serptiğiniz tohumları ve onun ürünlerini, sanki yalnız en sevdiğiniz yiyecekmişçesine sevgiyle ekip biçebilmek...

Alçakgönüllü ve gösterişsiz olmak, temiz ve saf olmayanın kara duygulu bakışlarından korunabilmeye yarayan bir kalkandır.

Çünkü akıl, bir başına hükmederken, sınırlayıcı bir kuvvettir ve tutku, refakatsiz kaldığında, kendi kendini kül edene dek yanan bir alevdir.

Öğretici gerçekten akıllıysa, sizleri kendi aklının evine sokmaya değil, fakat kendi aklınızın eşiğine doğru yürütmeye çalışır.

Kısacası kendini ararken başvurulacak eserlerden...

Keyifli Okumalar...

14 yorum:

  1. sevdiğim kitaplardaaan biraz ağır gelse deeee :)

    YanıtlaSil
  2. Kitabı ne güzel özetlemişsiniz. Alıntılar da harika. Birkaç kez okudum.
    Halil Cibran benim de çok sevdiğim bir düşünür-yazar.
    Sevgiler.

    YanıtlaSil
  3. Ben de okumuştum bu kitabı. Çook da sevmiştim. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gerçekten düşündürücü ve güzel bir kitap. :)

      Sil
  4. Kitapla ilgili bu güzel yorumun için teşekkürler. Bahsettiğin üzere, kısa bir kitap olmasına rağmen okurken insanı düşündüren bir yönü var. Bu yüzden sindire sindire okunması gerekiyor. Boş bir zamanımda tekrar okuyacağım. Kitapla ilgili yorumun çok sade ve güzel. İnsanı kitabı okumaya teşvik ediyor. Ellerine sağlık:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel yorumun için çoook teşekkür ederim. Ara ara hatırlamakta fayda var. :)

      Sil
  5. Gençlik yıllarımda okuduğum bir kitaptır Ermiş. Üzerinde dura dura okuduğumu hatırlıyorum. Durulmayacak gibi de değildir.
    Ermiş'ten sonra yazarın başka bir kitabını alıp okuduğumu hatırlıyorum. Ancak ne kitabın adı ne de konusu kalmış aklımda.
    Paylaşım için teşekkürler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Diğer kitaplarını merak eder oldum bende. Fırsat bulursam okuyacağım. Teşekkür ederim. Sevgiler. :)

      Sil
  6. Çok severim. Arada açıp tekrar tekrar okunabilir.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Başucu kitaplarından Tülin hanım. :) Sevgiler...

      Sil
  7. Halil Cibran okumak istediğim yazarlardan, yazınız sayesinde biraz daha yaklaştım. Paylaşımınız için teşekkürler.

    YanıtlaSil